Posted in

Mert Pekduraner: “Ağır, Umutlu, Savruk” #RÖPORTAJ

Çok teşekkür ederim zaman ayırdığın için, sana sormak istediğim çok şey var ama onlardan önce, nasılsın? Nasıl geçiyor şu sıralar günler?

Ne demek. Ben de teşekkür ederim. Ağır zamanlar geçirdiğim bir dönemdeyim ama iyiyim. Böyle hissediyorum bu ara. Her şey kendi yolunda çok yoğun.

“Traces of Blue” ile tanıdım seni, müziğini ve ilk dinleyişimde “n’ooluyo ya!” dedim kendi kendime. Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir keşfim olmamıştı. Çok özgür, çok özgün ama bir o kadar da ne anlatmak istediğinden emin bir sound duyuyorum ben. O yüzden merak ediyorum, sen kendi müziğini birkaç kelimeyle nasıl tanımlarsın?

Böyle dedirtmiş olması güzel.:) Ne mutlu bana. Ne güzel açıklama olmuş ‘çok özgür, çok özgün ama bir o kadar da ne anlatmak istediğinden emin’ ifadesi. Ben kendi müziğimi tanımlamaktan kaçınıyorum çünkü tanımlamak dinleyiciyi sınırlama ihtimalini yaratabilir. Bir yandan ben de kendi müziğimin bir dinleyicisiyim. O nedenle herkesin kendi tanımıyla baş başa kalmasını, kendi anlamını yaratmış olmasını tercih ediyorum. Tanımlanan şeyin zamanla değişebileceğini biliyorum ayrıca.

Adana, İstanbul, Milano, Amsterdam… Bambaşka kültürlere ait bu dört şehirde yaşamış olmak neler kattı sana, müziğine?

Bana kattıkları, benden aldıkları her neyse müziğime de öyle yansımıştır. Bu şehirlerin her biri Mert’teki değişimlerin nedenleri oldular. Dinlediğiniz müzikleri de bu süreçlerin etkisinde kalan Mert yazdı sonuçta. Adana’da yaşamıma dokunanlar, İstanbul’da kendi ile uzun bir yolculuğa çıkan Mert, Milano’da hâlâ unutamadığım bir kültürde yaşamak ve şimdi Amsterdam-İstanbul arası bir yaşam. Bu süreçlerin hepsi müziğimin her detayında varlar. İstanbul ayrı bir noktada tabii ki…

Mert’i üç kelime ve bir renkle nasıl anlatırsın?

Ağır, Umutlu, Savruk. Renk olarak da Mavi.

Bizden saklı tuttuğun müzikleri derleyip albüm yapma sürecin pandemide oluyor aslında ve bu dönem için “Yönümü yol kılabileceğimi daha güçlü hissettirdi.” diyorsun Oruç Aruoba’nın “…bir yaşam, bir yönün yol olup olamayacağının denenme sürecidir.” dizesine atıfta bulunarak. Peki yolun devamında nelerle karşılaşmak istiyorsun?

‘Neler’ benimle karşılaşmak istiyorsa onlarla karşılaşmak istiyorum. Sahici hâller, kalıcı olanlardır. Geçicilik bana iyi gelmiyor.
Yol kendini çiziyor. Bana da yürümek ya da durmak kalıyor. Ben yürüme hâlinin yenilik yarattığına inanıyorum. Durduğumuzda hep aynı şeyleri görmek bir noktadan sonra insanı sıkıştırabilir. Yürümelisin ki yenilenmelisin. Adım atmadan iz bırakılmıyor. Yolda olmak, gördüklerini hatırlayarak, karşına çıkan yeni şeyleri anlamdırmak demek. Ben bu anlamlandırma hâlini yitirmeden yenilenmek istiyorum.

Sen nasıl bir dinleyicisin sence? Hangi duygular hangi türlere götürür seni ve “…hiç ilgimi çekmedi.” diyebileceğin bir müzik türü var mı?

“Dinlemek” için çok vakit ayırdım. Bu süreç ardından anladım ki müzik benim için ‘neşe’ ile bağlantılı değil. Özlem ile, hüzün ile alakalı ama neşe ile değil. Neşeli müzik yapabilme ihtimalim yok mesela. En azından şu anki Mert bunu hissediyor.

İlgimi çekmeyen tür çoktur elbette. Bir kere dinleyip bir daha dönmüyorsam öyle görüyorum. ‘Tür’ çok zor ve tehlikeli bir kelime gelir bana. Sanatta türlere de pek inanmam. Bu yüzden net bir tür ifadesi veremeyeceğim sorunun ikinci kısmına.:)

Sence nasıl bir dinleyici kitlen var? Nasıl yaşantılar, duygular buluşturmuş olabilir senle dinleyeni? Müziğinin hangi anlara eşlik ettiğini düşünüyorsun?

Dinlerlerken sadece o anda olan dinleyiciler hissediyorum ben. Müziğimde hüzün duygusunun en belirgin duygu olduğunu düşünüyorum. Dinleyenler ile bu noktada buluştuğumuzu düşünüyorum sanırım. Müziğimin dinleyiciyle sarıldığını ve bu sarılmanın bitişinde birbirlerine bakıp gülümsediklerini hayal ediyorum. Gülümsemeseler de ‘sahiden’ göz göze bakıyorlar.

Çoğu dinleyici dinledikten sonra bir şaşkınlık yaşadığını söylüyor. Bu hissi yaşamalarına seviniyorum. Şaşırmak keşfetmeye vesile olur bence. Daha derin yerlere götürür.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul’da iki farklı konserin vardı. Sahnede olmak, dinleyenlerinle buluşmak ne hissettiriyor sana? Nasıl geçti konserler?

Sahne çok sahici bir yer. İki İstanbul konseri de çok güzeldi. 5 Aralık günü ekipçe Blind’ta çaldık. Hayatımdaki en özel konserlerden biri olarak kalacak. Dinleyici çok etkiledi beni. Karşımızdaki insanlar öyle derin duruyorlardı ki bir ara bakmadan duramadım. Gözlerim onlara kaydı. Bakışarak birlikte yaptık müziği. Dinleyici ile buluşmak bu nedenle çok değerli.
Kendime söylediğim bir söz var son zamanlarda: Yazdığım her müziği sahnede baştan yazıyorum ve yazıyoruz. Ekipçe baştan var ediyoruz o gün sahnede çaldığımızı. Bu noktada dinleyici de bize katılıyor elbette. Blind konserinde bu katılım hissiyatı çok kuvvetliydi. Birlikte çaldık, dinledik.

Ardından Moda216’da Solo bir konser çaldım. Burda karşılaştığım dinleyici de çok şaşırtıcıydı. Onların evine girmişim de orda çalıyormuşum gibi dinledi her insan beni. İki konser de çok özel kalacak benim için.

Loop bölümünden önce yakın geleceği de konuşalım istiyorum. Farklı şehirlerde sahne planları var mı? Ankara kışına böyle bir konser lazım mesela 🙂 Nasıl haberlerin var dinleyenlerine?

Var evet:) Ankara, Eskişehir, İzmir planlarımız var. Şu an netleşen tek konser 14 Ocak Yeldeğirmeni Kilisesi. Devamındakiler belli oldukça paylaşıyor olacağım.

LOOP


En son dinlediğin şarkı: Pilli Bebek – Gündüz Yüzlü Kız ( Hâlâ çalıyor. 🙂 )

Dinlemekten asla sıkılmam dediğin müzisyen/grup: Erkan Oğur, Ozan Tekin,
Tamino, No Clear Mind

Bu yıl keşfedip çok dinlediğin 3 isim: Svaneborg Kardyb, Asaf Avidan,
L’Impératrice

En sevdiğin soundtrack: Mandalina Bahçesi (Tangarines)/Niaz Diasamidze
ve ZBIGNIEW PREISNER’in soundtrackleri.


Keşke ben yazsaydım dediğin şarkı sözü: ‘‘Kendine tırmanır dağlar’’, ( Erkan Oğur Varlık adlı parçadan.)

Dinlediğin en iyi konser: İstediğini seçebilirsin bir tane olması gerekiyorsa. 🙂 No Clear Mind (Zorlu Studio Konseri), Birsen Tezer konserlerinin her biri, Dead Combo (Zorlu Konseri).

Bir Cevap Yazın

SOUNDWIST sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin