Posted in

Ah! Kosmos & Büşra Kayıkçı “Bluets” #RÖPORTAJ

Öncelikle zaman ayırdığınız için içten bir teşekkür etmek istiyorum; Bluets henüz çok yeni ve yoğun bir dönemde olduğunuzu biliyorum.

Sorularıma da buradan başlamak istiyorum aslında, nasıl gidiyor? Albümün haberini aldığımdan beri heyecanla bekliyordum, tahminimden yoğun duygulara sürükledi Bluets beni. Siz bireysel olarak nasıl tepkiler aldınız? Bu yoğun duygu paylaşımını dinleyenlerinize sunmuş olmak nasıl hissettiriyor?

Çok teşekkürler.Albümü paylaşmak gerçekten çok heyecan verici, konser sonrası bu heyecan daha da büyüyecek diye tahmin ediyoruz. Bireysel olarak çok güzel tepkiler aldık, insanların şarkılara dair hislerini duymak, okumak çok büyük mutluluk. İnsan üretirken çok yalnız bir süreçten geçiyor. Bu paylaşım anları bu yüzden daha da kıymetli.

Biraz da yakın geçmişe dönelim, “Bluets” nasıl ortaya çıktı? Başlangıcından beri birlikte ilerlettiğiniz bir proje miydi yoksa bir noktada yollar kesişti ve fikirlerle müzik mi buluştu?

Başak: Büşra’yla iki sene evvel tanıştık. Ben yazdığı melodileri ve Una Corda ile çalıştığını görünce benim üretimlerime yakınlığını hissettim. Tanıştıktan sonra hemen ilk şarkımızın üzerine çalışmaya başladık. Devam eder miyiz, albüme döner mi, hiçbir fikrimiz yoktu. İlk iki şarkımızı uzaktan çalışarak yaptık. Çok rahat ve keyifle ürettiğimizi görünce devam ettik. Buluşup kayıtlar yaptık, uzaktan kayıtlar yaptık. Süreçte çeşitli üretim metotları denedik. Sonrasında her şey çok güzel gidince kendimizi albüm yaparken bulduk.

Büşra: Benim aklımda piyanoyu bir elektronik altyapı ile buluşturma hayali hep vardı fakat sound olarak ambient müziğe yakın kalmak istiyordum. Başak’ın da böyle çalışmaları zaten olduğu için bence bu albümde güzel bir uyum ve denge yakaladık.

“Produced by Ah! Kosmos” ifadesini gördüğümde istemsiz bir gurur duydum. Özellikle kadın müzisyenlerin müzik üretiminin tüm alanlarında git gide görünür olmasını –görünür diyorum çünkü zaten çoğumuz buradaydık-  çok değerli buluyorum. Bu soruyu Bluets özelinde değil de “bağımsız müzik” konusuyla da ilişkilendirerek sormak istiyorum. Kendi sesini, müziğini yazım aşamasından paylaşımına kadar olan tüm sürece bizzat dahil olup duyurmak nasıl bir duygu? Çeşitli zorluklarının yanında çok özel bir tatmin duygusunun olduğunu tahmin ediyorum.

Farklı dinamikleri olan bir süreç ve zorlu birçok anı içinde barındırıyor. Üretim süreci dışında da albümün genel hissinden teknik kısımlara, albümü nasıl yayınlanacağınızdan tutun, görselliğine kadar  birçok farklı karar aşaması oluyor. Bu aşamalardan bazılarında zorluklar, tıkanıklıklar yaşayabiliyorsunuz. Bu aşamaları Büşra’yla kendi aramızda olduğumuz dönemlerde rahat geçirdik.  Kendi açımızdan üretmek  ve aramızdaki dinamik rahat oldu. Fakat iki sanatçı olarak müzik endüstrisinin sıkıntılarıyla yüzleştiğimiz anlar yaşanıyor ve bu yorucu tarafları da paylaşmanın önemli olduğunu düşünüyoruz.

LOOP – Başak

En son dinlediğin şarkı:  Lotic – Fragility

Dinlemekten asla sıkılmam dediğin müzisyen / grup:  William Basinski / The Cure

Bu yıl en çok dinlediğin 3 isim: Aho Ssan, Oneothrix Point Never, 

En sevdiğin soundtrack: Son dönemde ‘Call Me By Your Name’

Dinlediğin en iyi konser: Arca

LOOP – Büşra

En son dinlediğin şarkı:  Ryuichi Sakamoto – After Yang Main Theme

Dinlemekten asla sıkılmam dediğin müzisyen / grup: Kings of Convenience

Bu yıl en çok dinlediğin 3 isim: Weyes Blood, Fairuz, Ornella Vanoni

En sevdiğin soundtrack: ‘The Theory of Everything’

Keşke ben yazsaydım dediğin şarkı sözü: Björk – I have seen it all

Dinlediğin en iyi konser: Angus & Julia Stone

Albüme Dair Hisler

Son birkaç yıldır hep birlikte, daha önce deneyimlemediğimiz zorluklardan geçiyoruz, üzerine bireysel yaşantılarımız, azalan umudumuz, mutlu hissettiğimiz anlar ve içine düştüğümüz her şey eklenince bir duygudan diğerine geçmemiz saniyeler sürüyor. Yalnız, yorgun, yer yer bitkin ve umutsuz hissediyoruz ama üzüntüyü en yoğun yaşadığımız anda bile ani, basit bir şey bizi güldürebiliyor. Çoğu kez bu anları fark etmiyoruz bile ama bizi hayata ve kendimize bağlayan da bu detaylar aslında, hatırlamak gerekiyor.

“Bluets”i baştan sona dinlediğimde bendeki yansıması da buralarda beliriyor. Hüzünlü bir soundun içine dilediğin gibi girebildiğin, çıkmaya çabalamadığın, hayatta olduğu gibi duygular arası seyahat ettiğin özgür bir alan “Bluets”. En hüzünlü anda yavaşça bu duyguyu dağıtan, seni sana fark ettirmeden umut dolu bir yere götüren, gerektiğinde oradan başka yerlere taşıyan bir albümden bahsediyoruz. Zıt duyguların içinde dolanırken kaosa sürüklenmediğin, akışa uyduğun, her bir duyguyu keyfini çıkararak yaşadığın bir hayat simülasyonu gibi. Olması gereken gibi, kendinle savaşmıyor gibi, duygularda kaybolmadan onları yaşayabilmeyi öğrenmek gibi. 

Bluets bizi, bize, bizden daha iyi, daha cesur bir tavırla anlatıyor gibi.

‌Bu zamansız, dünya nefes aldıkça yanımızda olmaya devam edecek müzikal yolculuğun yaratıcılarına çok sevgi, çok teşekkür. 

Bir Cevap Yazın

SOUNDWIST sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin