*Bu Metin, Max FM vericisini ziyaret edince yaşadığım duygusal deneyimin etkisiyle ortaya çıkmıştır. 📻
Tüm bunlardan önce, ses vardı.
Ve hala “on air”.
İlk kez bir radyo vericisini yakından gördüm
ve yayınımızın yolculuğuna şahit oldum.
Çelik bir kule…
Binlerce watt güç…
Müziğin evrene yayıldığı an.
Nasıl çalıştığını bilsem de,
orada olmak başka bir deneyimdi.
Radyoyla ilgili hislerimi tetikledi,
bana bu yazıyı yazdırdı 🙂
Teknoloji çağının getirdikleriyle,
hislerimiz bile dijitalleşiyor,
bulutlaşıyor.
Ama radyo hala orada.
Tam anlamıyla “on air”.
İnternet kesilse de FM devam ediyor,
serverlar dursa da
yayın yolundan dönmüyor.
Radyo, her çağın krizine rağmen,
birbirini hiç tanımayan insanları
aynı frekansta, aynı hislerle buluşturmaya
devam ediyor.
Stüdyodan çıkan ses,
dalgalara dönüşüp yayılıyor
ve aynı anda binlerce eve, arabaya
kulağa ulaşıyor.
Ve bence en büyüleyici yanı:
Yayında duyduğumuz hiçbir şey
yok olmuyor.
Radyo dalgaları
uzayda yol almaya devam ediyor.
Belki de sesimizi, dinlediğimiz tüm şarkıları
sonsuz bir arşive dönüştürüyor.
Elektromanyetik dalgalara dönüşen yayın,
boşlukta ilerlemeye devam ediyor.
Çünkü bu dalgalar,
ses değil, ışık dalgası gibi hareket ediyor.
Bunu her duyduğum şarkıda
yeniden hatırlıyorum:
Yayınımızın yolu sonsuz,
gezegenler arası seyahat ediyor.
Bu yolculuğun bir parçası olduğum için
çok mutluyum.
